Kızıma Mektup


“Bir fotoğrafın var elimde, iki gündür durup durup bakıyorum...”
İki yıl önce yanındayken, bana nasıl boncuk boncuk sevgi dolu baktıysan, yine öyle bakmışsın...

Hasretimiz on üç yılı geçti, iki yıl önceki vuslatımız ise, maalesef şimdilik yarım kaldı, tıpkı boğazıma düğümlenip kalan, yaşama hevesim gibi...
Ben seninle bi cumartesi akşamı hafta sonu yemeği hazırlayamadım, yada bi pazar sabahı sucuklu yumurta pişiremedim canım kızım... Hiç bir doğum gününde pastanı beraber üflemedik ve tek bi dönem bile karneni alıp bana getiremedin...

İki yıl önceki iki günlük vuslatımızı saymazsak, hiç bir zaman beraber sevinemedik, beraber gülemedik, beraber eğlenemedik...

Fakat sen hep sevin, hep gül, hep mutlu ol diye, annesiz bir hayatın olmasın diye, ben çok yalnız kaldım, çok hasret çektim, çok şeyler yaşadım... Kısaca hayatın tüm mutlulukları senin olsun diye, etrafında ne kadar acı varsa hiç düşünmeden eyvallah deyip alıp bağrıma bastım ben, hayatta bundan başkada eyvallahım olmadı...

Mahkeme kararına itiraz etmememin sebebi, yada velayetini annene vermemin sebebi, hem dört buçuk aylık anneye muhtaç olman, hemde annenin seni bana göstermeyeceğini hiç düşünmememdi.. “Bu kısım çok derin konu”

Sakın ama sakın senden vazgeçtiğimi, arayıp sormadığımı düşünme.
Ben senden ömrüm boyunca tek bir gün bile vazgeçmedim..

Annen aradığı zamanlarda senin sesini duyabilmek uğruna, telefonda çok kavgamız oldu, iletişimimiz kopmadan önce, "Madem müsait değilsiniz, madem gelmeme müsaade etmiyosun, hiç değilse internet kafeye git, kameradan göreyim" dediğim çok zamanlar oldu.. Onuda sadece bir kere yaptı, ekran görüntüleri hala bende duruyor...

Ayrıca sen benim çocukluk hayalimsin, ben hep bir kızım olsun isterdim, yıllar geçti vakit geldi sen doğdun.. Daha sen doğmadan başladı koyu muhabbetlerimiz, ultrasonda cinsiyetini göstermeyen bi bebektin, sen anne rahmindeydin, ben dışardan sana seslenirdim, "Merhaba ben geldim" derdim.

"Eğer erkeksen iki tekme at, yok ben senin kızınım diyorsan, bi tekme at, kendini yorma" derdim. Sen bi tekme atardın...

Anlatacak çok şey var canım kızım, içimde biriken, içime sığmayan, içime bastırdıkça dışarı çıkmak isteyen, içimde kaldıkça, beni hasta eden çok şey var, ama bi çoğunu anlatmaya gerek yok, ne yaşadıysam yaşadım, ne çektiysem çektim, ben hala kalan kadarımla seni bekliyorum, ben hala kalan yanımı çoğaltmaya çalışıyorum, yeniden karşılaştığımızda yine başı dimdik ve yine ayakları yere sağlam basan bir adam olarak beni görmeni istiyorum...
Senden bu kadar uzaktayken, sana bu kadar hasretken ve bu hasret günden güne enerjimi emerken, ayakta durmak ne kadar zor olursa olsun, ben bir şekilde buna dayanıyorum, ayrıca alıştım artık, neyle karşılaşırsam karşılaşayım yıkılmamaya çalışmaya...

Az öncede söyledim canım kızım, yazacak çok şey var, fakat bir çoğunu yazmaya gerek yok, önemsiz şeyler değiller önemliler, ama seni üzerler. Bu güne kadar bi çok şeyi sana yazmamamın, anlatmamamın, tek sebebi; anlatacaklarımın seni üzecek olmasıydı..
Üzülmene dayanamam hiç, bilme daha iyi.. Ayrıca son iki senedir kalemle kelamla dargınız, tek kelime yazmadım, yazamadım...

Fakat olurda bi kaç sene daha, bizi ayrı tutmayı başarırlarsa, sen kavuşacağımız günü daha fazla bekleme, sana bir sürü iz bıraktım, bu bloga gir ve yazdıklarımı oku, sosyal medya hesabı olmayan bir çocuksun, ilerde elbet olacak ve biliyorum ki, o zaman geldiğinde bu satırlara ulaşacaksın...

Zaman zaman senin hasretini, yokluğunda hissettiklerimi, satırlara dökmeye çalıştım... Bi kısmı blogda duruyor, senin için yazıp paylaştığım ne varsa, en az iki üç katı da, günü gelipte okuduğun zaman, üzülmemen için, sildiğim, yok ettiğim, yaktığım, paylaşmadığım yazılar vardır..

Dedim ya; bazı şeyleri hiç bilme daha iyi, bu satırlara ulaştığın zaman daha fazla şey okumak isteyeceksin, biliyorum.. O yüzden sana bu blogu bırakıyorum, zaten bu kadar yazı ve şiiri bir blogda toplama sebebimde, sana bir hatıra bırakma isteğiydi. Senden tek ricam, ulaştığın zaman değil, hazır olduğun zaman okumaya başla.

Hem ben kafamı toparlayıp, kalemle kelamla barışıp, sana mektup tadında yeni şeyler yazmayı düşünüyorum, belki o günler geldiğinde, okuyacak daha çok şeyin olur..

Sensiz hayatın tadını alamasam da, baban hala hayatta güzel kızım, sakın korkma... 
Sen görmesen de, hissetmeden de, bilmesen de, ben imkanların el verdiği kadar, bazen bir fotoğraf, bazen seninle ilgili bir haber, bazen bir mesaj bile olsa, uzaktan uzağada olsa hep seninleyim...

Seni çok özledim, seni çok seviyorum gül yüzlüm...

Bir gün kavuşacağız biliyorum, benim umudum her zaman oldu...

“Sakın unutma canım kızım, yürekte umut çoğaldıkça, isteklerin gerçekleşme ihtimali yükselir...”

3 Şubat 2020

Yorum Gönder

0 Yorumlar